compeq mobile

‘Dini Şiirler’ kategorisi için Arşiv

BABAMA

Wednesday, 28 January 2009

Her cuma ruhuna dua okurum
Cennetin köşküne eresin babam
Hasretimi kilim gibi dokurum
Ahretinde sefa süresin babam�

Yıllar oldu yoksun ararım seni
Haber eden olsa sorarım seni
Arada düşümde görürüm seni
Gözümün yaşında haresin babam�
(more…)

ALLAH’IM

Wednesday, 28 January 2009

SANA ÇOK ŞÜKÜR ALLAH IM
İSPATIDIR VARLIĞIM
BİLKİ SENSİN TAPTIĞIM
GÖK YER OYNASIN
SEVGİM VOLKAN OLSUN
PATLASIN GÖNLÜMDEN GÖZÜMDEN

SANA ÇOK HAMD OLSUN ALLAH IM
VERDİĞİN DERDE
DERMANINDIR KIRBAÇ
VERDİĞİN KIRINTIYA
KURBAN BU KUL
SANA HAMD OLSUN ŞÜKROLSUN
(more…)

AHİRETİ HİÇ DÜŞÜNEN YOKMU

Wednesday, 28 January 2009

Herkes menfaat, çıkar peşinde
Paraya tapar oldu çocuk beşinde
Genç ihtiyar herkes para peşinde
Ahireti hiç düşünen yokmu
Para için ana baba keserler
Yaşlıların yollarını keserler
Düşkün olanları ezip geçerler
Ahireti hiç düşünen yokmu
Menfaati olmasa sana selam vermez
işi düşmedikce asla telofon etmez
Çıkarı olmadıkca günahını vermez
Ahireti hiç düşünen yokmu
Kardeş kardeşin zorla malını alır
Mirasın tamamını kendine alır
Bu dünya sanki ona kalacak sanır
Ahireti hiç düşünen yokmu
Yetimin hakkını hiç düşünmez yer
Görmezki ağlar gökyüzü ve yer
Bilmezki durmadan irin ve ateş yer
Ahireti hiç düşünen yokmu
Akrabalık bağları tamamen bitti
Evlat ana babayı defterden sildi
Küçüğün büyüğe saygısı gitti
Ahireti hiç düşünen yokmu
Hani nerde o eski arkadaşlık
Hep birlikte sarmaş dolaştık
Ardaşlık bitti mala bulaştık
Ahireti hiç düşünen yokmu
Hasta olsan kimse kapını açmaz
Evlatların bile sana hiç bakmaz

(more…)

Ya Rabbi

Friday, 23 January 2009

Ya Rabbi

Sordum ağaçlara , çiçeklere , dallara , böceklere ,
Dediler bizi soldurma , kederlerle doldurma..
Gittim denizlere , balıklara çoşan büyük dalgalara ,
Dediler bizi kurutma , sonradan da unutma..
Sordum yarenlere , erenlere , yananlara , kavrulanlara
Dediler önce yan, sonra piş, ardından savrulacaksın
Gittim mezarlara , kabirlere , o daracık çukurlara
Dediler hazır olmadan gelme , pişma olma sonradan..
Sordum asumana, dilrubaya , mahbuba , mehlikaya..
Dediler nalan ol , niyazda bulun , bitap düşme sakın
Gittim Hatem kapısına , vardım aşıklar meclisine..
Dedi : O var başka birşey yok , sen yoksun O var

40 Yaşındasın

Friday, 23 January 2009

40 yaşındasın

Rahmetini umarak
Günahkar bir dille;
Allah Azze ve Celle

Ya Rasulallah,
Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden,
Kalbimizden seyrediyoruz seni.

İşte
Bir yaşındasın,
Beni Sa’d yurdundasın
Sana süt anne olmadı kadınlar
Bu yüzden dargın bulutlar
Bir damla yağmur indirmiyor
Kıtlık hüküm sürüyor Beni Sa’d yurdunda
Minicik bir bulut var gökyüzünde
Sana aşık…
Ayrılmıyor başucundan
Ve insanlar yağmur duasında…
Hz.Halime kucağına alıyor seni
Yeryüzünde bir gölgelik…Seni güneşten korumak için
Oysa minicik bulut gökyüzünde
Sana meftun, sana kilitli…
Ve dua eden rahibin kucağındasın
Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip
Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da
Ama sen unutmuyorsun
Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun
O minicik bulut ilişiyor bakışlarına
Büyüyor, büyüyor…
Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan
Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini
Çoğusu bilmiyor seni…
(more…)

Gelseydin

Friday, 23 January 2009

Sevgili!
Ümmü Mektum gibi
Seni görmeden sana sesleniyoruz
Alıp verdiğin nefesi duyar gibi
Sanki açınca gözlerimizi
Seni görecekmişiz gibi
Sana sesleniyoruz.
Senin huzurunda ses yükselmez.
Edeple konuşulur; edeple susulur.
Hele biz ki bu kapının dilencileri,
El açıp beklemekten başka
Bize bir şey düşmezdi ama
Şu araya giren yıllar olmasa
Medine’ne uzak yollar olmasa
İsmin anılınca yürek yanmasa
Kapında beklemekten başka
Bize bir şey düşmezdi.
Bekliyoruz Sultânım!
Rüyada olsa bile
Belki teşrif edersin diye
Hem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi.
Seni bekliyoruz.
Gelseydin,
Bizim için cennet olurdu gelişin.

(more…)

Uhud

Friday, 23 January 2009

Uhud

Günlerden cuma…
Uhut’a gelenler var.
Medine yolu toz duman…
Uhut’a gelenler var.
Bir dağılsa da şu hava,
Görsek Medine-i Münevvere’den Uhut’a gelenleri.
Bir görsek Allah Rasulü’nü
Ve eroğlu erleri…
Bakın göründüler işte;
Atının üzerinde evrenin efendisi!
Cihanın gözbebeği!
Uhut’un sevgilisi!
Sağında ve solunda ashab-ı güzin
Önündeyse iki üveyk yürüyor;
Biri Sad bin Muaz,
Diğeri Sad bin Übade.
Allah’ım bu ne edep
Atlarının bile başı yerde…
Bakın şu iki gence!
İkisi de onbeşinde…
Şu kısa boylu olanı Rafi’ bin Hadic!
Parmaklarının ucuna basıyor ki
Boyu uzun görünsün!
İyi ok attığı söylenince
İzin veriyor efendimiz.
Diğer gençse Semüre bin Cündüp…
Ağlayarak peygamberinin yanına gidiyor.
Ya rasulallah! diyor,
Rafi’ye izin verdiniz. Bana niye izin yok?
Ben rafi’yi güreşte yeniyorum.
Efendimiz tebessüm buyuruyorlar.
Ve bu iki ana kuzusuna güreş tutturuyorlar.
Semüre Rafi’yi yenince güreşte,
Fahr-i kainat ona da izin veriyor.
Günlerden cumartesi…
Uhud’a gelenler var.
İşte Ayneyn Tepesi-Okçular Tepesi-
Başlarında Abdullah bin Cübeyr
Sultanı dinliyorlar.
Düşmanı yendiğimzi görsenizde
Size haber vermedikçe, adam göndermedikçe
Yerlerinizden ASLA ayrılmayın!
Kuşların cesetlerimizi kapıştıklarını görseniz dahi
Ben size adam göndermedikçe
Yerlerinizden asla ayrılmayın!
İki ordu da hazır…
İki ordu da harp nizamında…
Ve Uhud’un kalp atışları dışında yeryüzü nefes bile almıyor!
Sessizliği bozan Kureyş’in Sancaktarı’dır.
Söylediği her söz küfür kokulu…
Benimle çarpışmaya er meydanına kim çıkar!
Bu bir meydan okumadır.
Cevapsa bir çift ayak sesi…
Gözler Uhud toprağında yürüyen bu ayaklarda…
Kime ait bu adımlar ki bastığı toprak ‘ALLAH’ diyor!
Ve Esedullah namıyla Hz. Ali(R.A.) yürüyor.
Birkaç saniye, bir tek hamle…
ALLAH’ın(C.C.) Arslanı dimdik ayakta
Kureyş’in sancağı ise yerde…
Ardından bir başkası yükseltiyor sancağı
Ama bilmiyor ki bu defa kim var Uhud meydanında
Gökyüzünde yıldırımlar
Yeryüzünde Hamza var.
Asıl şimdi başladı Uhud’un türküsü.
Tam üç katı düşmanla Peygamber(A.S.M) ordusu
Göz göze ve diş dişe.
Uhud’da yiğitler var.
İşte: Ebu Lücane…
Kılıcın üzerinde bir yazı
Korkaklıkta ar
İlerlemekte şeref var!
İşte: Musab bin Umeyr…
Zırhını giyinince
Nasılda Peygamber’e(A.S.M.) benziyor.
Ve döne döne savaşan Hz. Hamza…
Ben Allah’ın(C.C.) Arslanı’yım diyor!
Ebu Katade’ye bakın.
Bakın bir ok fırlıyor müşrik yayından
Bir havayı yara yara geliyor.
Hedefte Rasulullah(A.S.M.) var.
İşte: Ebu Katade…
Okun Fahr-i Kainat’a(A.S.M) doğru gittiğini görünce
ALLAH’ı(C.C.) andı önce
Ve uzattı başını!
Ok Katade’nin gözüne saplandı.
Uhud’da yiğitler var…
Şirk ordusunu bozguna uğratan…
Ömer bin Hattab’a bakın
Gözleri çakmak çakmak…
Ama telaş var yüzünde Hz. Ömer’in(R.A.)
Bu ne hal ey Ömer…
Düşman hüsran yaşarken
Zafer kaznılmışken
Bu ne hal ey koca Ömer!
Niçin okçular tepesine bakıyorsun?
Neler oluyor orda?
Niye iniyor okçular Ayneyn Tepesi’nden?
Allah Rasulü(A.S.M) haber vermeden niye iniyorlar?
Ey Abdullah bin Cübeyr!
Durdursana okçuları!
Durun, Allah(C.C.) aşkına durun!
Arkanızdan düşman geliyor, inmeyin yerinizden.
Sahabe sendeliyor inmeyin yerinizden.
Kainat yalvarıyor inmeyin!
Sultanlar Sultanı’nı(A.S.M) incitecekler, inmeyin!

Peygamber(A.S.M) ordusu iki ateş arasında…
Efendimizin(A.S.M) etrafında on beş sahabe…
Bakın, mübarek elleri Rasulullah’ın(A.S.M.)
Yüzüne kapanıyor!
Kainatın affı için semaya kalkan eller
Şimdi kan içinde!
Yetiş Ey Ebu Ubeyde!
Nur saçan yüz kan içinde!

Zaman donuyor sanki,
Ve dudaklarının arasından birşey düşüyor.
Kıpkırmızı bir yakut gibi
Peygamberin(A.S.M.) mübarek dişi!
Uhud Dağı’nı bir titreme alıyor.
Zaman donuyor sanki,
Ve gökler yırtılıyor!
Uhud Dağı’nı bir titreme alıyor!
Kimse Uhud’a ilişmesin.
Çünkü bir ses geliyor altı yerden!
Muhammed’in(A.S.M.) dişi yere düşmesin!
Ve Cibril-i Emin yaratıldığı günden beri,
En hızlı inişiyle iniyor!
Çünkü altı yönden bir ses geliyor!
Yere düşmesin Muhammed’in(A.S.M.) dişi!

(more…)

Dini Şiirler

Friday, 23 January 2009

Seni Bir Bedende Bulsam

Seni bir bedende bulsam ,
Önce ellerini tutardım bir daha bırakmamak üzere .
Sonra , Gökyüzünde kayan bir yıldız misali ,
Gözlerinden kalbinin derinliğine inerdim ,
Evren’de varolmanın sana olan şükranı ile .
(more…)